ŞEFKAT BİR YERLERDE SAKLANMIYOR.!

2019 Yılı Tüm Dünya İçin Çok Zor Geçti. 2020 Yılının Nasıl Geçeceğini Bilemeyiz.

Paylaş:
  • Google'da Paylaş
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

ŞEFKAT BİR YERLERDE SAKLANMIYOR.!

2019 Yılı Tüm Dünya İçin Çok Zor Geçti.

2020 Yılının Nasıl Geçeceğini Bilemeyiz.

Ancak hızla akıp geçen zaman centilmen ise bizler de bu centilmenliğe sürecin bir parçası olarak dâhil olabiliriz. Bir anlamda hayatın nesnesi değil öznesi olarak yaşamayı tercih edebiliriz.

Özler Aykan;

Ritz Restaurant, the Ritz, London'da https://static.xx.fbcdn.net/rsrc.php/v3/y2/r/SSHJrUoHw5T.pnghuzurlu hissediyor.

Sistemin çarkları arasında sıkışmış, gündelik hayatın dertleri içinde hapsolmuş hayatlar olağan ve gerçekçi olsa dahi, derinlik ve estetikten yoksundur.

Bu vesileyle kendimin ve sizlerin yeni yılını hepimize bir öneride bulunarak tebrik etmek istiyorum. Her ne kadar geçerli kişisel mazeretlerimden ötürü bu tebrik için geç kalmış olsam da sizlerden özür dilemek için zaman aşımının henüz dolmadığı inancındayım.

YENİ YIL İLE BİRLİKTE HEPİMİZİN BİR ÜLKÜSÜ OLSUN…

Çevremizde, maddi ya da manevi olarak zor durumda olan insanlara yardım edebilmeye odaklı küçük ya da büyük bir ülkü yaratalım. Hayat bizi seçtiğine göre biz de kendi irademizle bu hayattaki ülkümüzü seçmekte özgürüz.

Bir gün ya da bir ömür arasında aslında hiç bir fark olmadığını idrak edelim…

Bir an için kendi kendimize “hayatta sadece bir günüm var ve o da işte bugün” diye düşünelim. Kum saatimiz doğduğumuz andan başlayarak, üstteki hazneden alttakine kum taneciklerini aktarmaya başlar. Bu nedenle yarını beklemeyelim, hemen şu an başlayalım… Gündelik hayatın bizi devinimsiz bırakan ataletinden sıyrılalım.

Boş zamanımızı güzel değerlendirelim…

Hiç bir zamanın “boş” olamayacağının farkına varalım.

KENDİ RENGİMİZİ KULLANALIM…

Kararlı olalım. Bu ülkümüzün bir anlamda kendimiz için yaratacağımız bir farklılık olacağının bilincine varalım. Bu farklılığın bizlere kazandıracağı iç huzurunu hayal edelim. İnsan hayatı hayal gücünün rengiyle boyanır. Hayat, etrafında çerçevesi olan kocaman bir tuval gibidir. Ancak o boş tuvalin üzerine koyacağımız renkler, çizeceğimiz şekiller bize kalmıştır. Çoğumuzun paletindeki renkler hemen hemen aynıdır; ancak paletten tuvale kimimiz kasvetli, kimimiz canlı renkleri aktarır, kimimiz uyumsuz, kimimiz uyumlu renkleri kullanırız. Sonuç olarak, tuvaldeki renkler ve biçimler, iç dünyamızın dışa açılan penceresi, dünyayı nasıl gördüğümüzün yansımalarıdır. Kararlı olmak kendi rengimizi kullanmaktır. Ülkümüze ulaşabilmek için aldığımız kararlardan asla vazgeçmeyeceğimize dair kendimize söz verelim. Sadece içimizdeki insan sevgisi ve kendimize olan inancımız bize hedeflediğimiz ülkümüze giden yolda ihtiyacımız olan kararlılığımızı sağlayacaktır.

KİMSEYİ BEKLEMEYELİM…

Tek başımıza çok şey yapabiliriz, hem de pek çok! Önce kendimize dönelim. Bütün eksiklerimizle, hatalarımızla, kusurlarımızla barışalım ve kendimizi sevmeyi öğrenelim. Hırs, ihtiras öfke ve nefretin bizi yönetmesine kesinlikle izin vermeyelim. İşte size iyi bir insan olabilmenin en basit formülü... İyi olmak kötü olmamak demek değildir. İyi olmak bu dünyada ya da öldükten sonra cezalandırılmaktan korkarak kendimizi frenlemek değildir. İyi olmak, maddi ya da manevi olarak ihtiyacı olan insanlara bütün gücümüzle yardım elimizi uzatmaktır. İyi olmak, muhtaç insanların yanında durabilmektir. İyi olmak, insanlara yardım etmeyi bir görev olarak değil, bilakis hayatın bizlere kendimizi yüceltmek için sunduğu bir armağan olarak algılayabilmektir.

BİR AKIL DEFTERİMİZ OLSUN…

Bize ihtiyacı olan ailemize, sevdiklerimize, dostlarımıza ve yardıma muhtaç herkese nasıl yardımcı olabileceğimize dair düşüncelerimizi, planlarımızı bu deftere yazalım. Akıl defterimizi yanımızdan ayırmayalım. Yaşamın büyük bölümü bize verilenler, daha küçük bölümü ise bizim yaptıklarımızdır. Biz elimizden geleni yapalım ve elimizden gelenle yetinmeyi bilelim. Gerçekten elimizden gelen her şeyi yapmış olmanın iç huzurunu yaşayalım.

ÇARESİZLİKTEN KORKMAYALIM…

Hayatta keder de mutluluk da olduğuna göre, bir kulağımızda acı bir haykırış dahi olsa, diğerinde hep güzel bir şarkının varlığına inanalım. O şarkının sevimli melodisine, enerjisine dikkatimize verelim. Mutluluğun mutsuzluğa ya da tam tersi mutsuzluğun mutluluğa dönüşmesi sadece an meselesidir. Gecenin en koyu karanlık olduğu vakit sabaha, yani aydınlığa merhaba demeye mahkumdur. Çaresizlikler karşısında yılmayalım. Umudumuzu asla yitirmeyelim. Çünkü hedeflediğimiz ülkümüz çaresiz insanlara yardım elini uzatmak ve onlara güç vermek olacaktır.

ŞEFKATLİ VE ALÇAK GÖNÜLLÜ OLALIM…

Bizi biz yapan değerleri gerekirse yeniden öğrenelim. Dünyanın bir tarafı orta çağın karanlığına gömülmüş, diğer tarafı savaşlar, istilalar altında ezilirken bu topraklarda dünyanın en şefkatli, hoşgörülü ve alçak gönüllü insanlarının ve onların fikirlerinin birer çiçek gibi açtığını görmezden gelmeyelim.

YARGILAMADAN SEVELİM…

İnsanları tanımadan onlara ön yargı ile yaklaşmayalım. Belki bir kısmımız için insanlara birdenbire ön yargısız yaklaşabilmek zaman alacaktır. Ancak bu zamanı kısaltmak hatta durdurmak da bizim elimizde. İnsanları gerekli gereksiz yargılamanın bizleri alçak gönüllülükten uzaklaştıracağını asla unutmayalım. Bilmeliyiz ki, evrensel anlamda kabul görmüş erdemler dışında her insanın bir diğerinden farklı değerleri olabilir. Bu konuda atacağımız her adım, tüm ilişkilerimizde koşulsuz ve özgür bir sevgiyi tecrübe etmemize olanak sağlayacaktır.

FARKLILIK ZENGİNLİKTİR…

Bağışlayıcı, affedici olalım. Affetmenin erdemini aklımızdan bir an bile çıkarmayalım. Affedebilme yeteneğimiz, karakterimizin ne denli alçak gönüllü ve güçlü olduğunun en önemli göstergesidir. İnsanları olduğu gibi kabul edelim. Herkes bizimle aynı olamaz. Farklılık zenginliktir, farklılığı kabul edelim. Çatışma yerine yapıcı tartışmalara yönelelim. Eleştirilere açık olalım ve eleştirirken de insanları kırmadan yapıcı bir üslupla eleştirelim. Pek tabii ki ilişkilerimizde fiziksel ve ruhsal sınırlarımızı koyabilmeliyiz, ancak bunu yaparken hayata sadece kendi penceremizden bakmayalım.

DAİMA YER DEĞİŞTİRELİM…

Kızdığımızda ya da kırıldığımızda hemen tepki vermeyelim. En az 24 saat geçmesini bekleyelim. O esnada düşünelim ve kızdığımız, kırıldığımız insanın yerine kendimizi koyalım yani yer değiştirelim. Böylelikle karşımızdakine neye/neden/niçin kızdığımızı ya da kırıldığımızı öfkeyle değil, sakin ve ılımlı bir şekilde açıklayabiliriz. Yani anlaşabiliriz, uzlaşabiliriz ya da farklı olduğumuzu saygıyla kabullenebiliriz.

GÜLÜMSEYELİM…

En zor koşullarda dahi gülümsemeyi ve sevmeyi ihmal etmeyelim. Kendimizi sevginin ve yardım etme zihniyetinin olduğu bir noktaya koyabilmeyi başarabilirsek, bir şekilde bizlere en zor görünen işleri bile şu ya da bu şekilde yoluna koyabiliriz.

HAYATIN BİZDEN İSTEDİĞİNİ ESİRGEMEYELİM…

İnsanların büyük çoğunluğunda hayattan alabildiğini almak tutkusu vardır. Aynaya bakalım ve kendimize soralım; acaba bizler gerçekte alabileceğimizi almak için mi buradayız, yoksa hayata verebileceğimizi vermek için mi? Eğer aynayla utanmadan, sıkılmadan yüzleşmeyi becerebilirsek, hayatın bizden istediğini de esirgemeyiz. Sadece hoşlandığımız şeyleri yapmaktan değil, aynı zamanda yapmak zorunda olduğumuz şeylerden de hoşlanmaya başlarız.

OKUYALIM…

Hangi alanda olursa olsun en zor sorunları, binlerce imkansızlıklar içinde ve sadece başarma azmine sığınarak çözebilmiş insanların yaşam mücadelesini okumak ya da araştırmak bizlere ülkümüzü gerçekleştirebilmek için önemli bir yol haritası olacaktır. Karanlıklar okuyarak aydınlanacak ve tüm kilitli kapılar açılacaktır. Ayrıca, okumak bir yandan kişisel gelişimimize katkıda bulunurken bir diğer yandan da bizleri kültürel sürekliliğin içine çekecektir.

BARIŞÇIL OLALIM…

Hiçbir sorunu kavga ile çözemeyiz ve bize yapılan hiç bir kötülüğü intikam ile bertaraf edemeyiz. Kendimizi her türlü kavganın dışında tutalım. Yaşadığımız sorunları sakinliğimizi koruyarak, konuşarak, anlayarak ve paylaşarak çözelim.

İnanıyorum ki başarı, zeka, yürek ve yeteneğin cinsiyetsiz, ırksız, milliyetsiz ve çok kültürlü olduğunun kabul edildiği gün, tüm insanların aralarındaki surların ve duvarların da kalktığı gün olacaktır.

Hayat şu aşamada benim perspektifimden böyle gözüküyor.

Aynı perspektifte buluşabilmek umuduyla ve o eşsiz melodinin esintisiyle mutlu yıllar dilerim.

SON SÖZ:

Ayni yolda yürüdüğüm basta çok kıymetli hocam Prof Dr Vamik D. Volkan olmak üzere tüm hocalarıma, bende emeği olan tüm hocalarima, meslektaşlarıma, canım öğrencilerime,

...Ve aynı iklimde olduğum tüm gerçek dost ve arkadaşlarıma, büyüklerime, küçüklerime ve canım aileme mutlu Noeller dilerim. Ve üzüm tanelerime...

🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄🎄

❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤

Özler AYKAN, 24 Aralık 2019, Londra

 

 

@#ÖkkeşBölükbaşı ©#MedyaGünebakış

Ökkeş Bölükbaşı, İstanbul - Şubat.2021- okkesb61@gmail.com,

http://www.medyagunebakis.com/-okkesb@turkfreezone.com,

Metni

Diğer Haberler

  • DARBE KİMDEN GELİRSE GELSİN KARŞIYIZ..
  • TRABZONLULAR BİRLEŞİNİZ
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI…
  • KUL VE MAHLÛKAT HAKKI..
  • ADAM OLMAK–OLAMAMAK VE GAZETECİLİK
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI..
  • DERNEKLER KANUNUNA MUHALEFET
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP