BU YARGIYLA SİVİL ANAYASA YAPILIR MI.?

Bu Ülkenin Ve Ezilen Halkların Kaderi İle Bir Kez Daha Oynamayın Ve Uyarmadı Demeyin. Benden Söylemesi; Bu Kez Sizi Ne Tarih Affeder, Ne de Ezilen Halklar.!

Paylaş:
  • Google'da Paylaş
  • Facebook'da Paylaş
  • Twitter'da Paylaş

BU YARGIYLA SİVİL ANAYASA YAPILIR MI.?

Bu Ülkenin Ve Ezilen Halkların Kaderi İle Bir Kez Daha Oynamayın Ve Uyarmadı Demeyin. Benden Söylemesi; Bu Kez Sizi Ne Tarih Affeder, Ne de Ezilen Halklar.!

 

En fazla %7 civarında oy alan, marjinal bir “İslamcı” güruh iken,  emperyalizm uşaklığı, din simsarlığı, “Fener,” takiyye, yalan ve talanla önce hükümet, sonra da devlet oldular.

Yıllar süren itilmişliklerinin intikamını almak ister gibi ilk iş, devleti cemaat artıklarıyla ortaklaşa yönetilen, ucube bir kılığa soktular.

Diyanet İşleri başkanını bile itaatsizlikle suçlayıp değiştirdiler. Şimdi “YENİ DİYANET,” bütçeden aldığı devasa payla, AKP ne emrederse onu yapan, siyasi bir kurum haline gelmiştir.

Hukuku kanunsuz referandumla ele geçirmelerinin ardından, aleyhlerine karar veren yargı mensuplarının üzerine, HSYK ve Adalet Bakanlığı teftiş heyetlerini saldılar.

Tarafsız gibi gördükleri hâkim ve savcıları, rütbece tenzil edip, sağa sola dağıttılar. Bununla da yetinmeyip, yedi sülalelerini “kanunsuz dinlemeye” aldılar ve en mahremlerini bile deşifre etmekten çekinmediler.

Sonra da hiç yüzleri kızarmadan, “resmi maaşa bağladıkları” CIA casusları ve F tipi polis işbirliği ile hazırlanan, oldukça “zayıf senaryolarla,” orduyu itibarsızlaştırma süreci başlattılar.

Neredeyse bütün yüksek rütbeli subayları, “Ergenekon!” diye adlandırdıkları, hukuk norm ve usulleri ile hiç bağdaşmayan, son derece tutarsız ve kuralsız bir dava kapsamına aldılar.

Oysa orduyu itibarsızlaştırmak için böylesi tuzaklara hiç ama hiç gerek yoktu. Ordunun 12 Mart 71 faşist darbesi ile “millici” kimliğini tamamen yitirdiğini ve ABD emrine girdiğini, kamuoyuna deklare etmek yeterde artardı bile…

Anılan davaya ilişkin, ABD’nin ülkemizdeki baş oyun kurucularından Feto ile HAHAMBAŞI Tuncay Güney’in, medyaya yansıyan fotoğraflarını ve davaya bakan yargı mensupları ile polisin “özel iftar (Tanışma) yemeği” fotoğraflarını, görmeyen kalmamıştır sanırım...

Gelelim CIA casusları ve F. Tipi polis marifeti ile hazırlanan ve Al-da-tan sülalesi ile CIA mensuplarının cirit attığı “TARAF-LI” medyanın özenle seçilmiş tosuncuklarına teslim edilen, çuvallar dolusu evrak, CD ve kasetlere.

Anılan sahte Haham, Feto ve CIA işbirliği ile hazırlanan evraklar ve imal tarihleri ile teknolojik modelleri bile birbirini tutmayan sahte CD ve kasetlerle,  tarihe örnek olacak “YÜZYILIN DAVASI” başlatıldı. Sonrası mı? Gayet kolay:

Kendilerine muhalif olarak gördükleri, ne kadar aydın, yazar, çizer, öğretim üyesi, öğrenci, gazeteci ve sanatçı varsa, hepsini de hiçbir ayrım gözetmeksizin, aynı “TORBA” davanın içine doldurdular. İşi o kadar abarttılar ki bu kadar büyük bir çelişki olmaz diye hiç düşünmeden “darbecilerle, bazı devrimci hareketleri hatta o hareketlerin kurucularını bile aynı dava kapsamına aldılar.

Örnek mi? Devrimci Karargâh’tan Kurtuluş’a, Kurtuluş’tan DHKP’ye; Yuh artık. Bu siyasetler resmen faşist devletle ve onun legal illegal bütün aygıtları ile doğrudan kavgalı.

Bu ne rezalettir.? Diye sormayın çünkü CIA casusları ve Feto’nun aklı ancak bu kadarına ermiş. Gerçekten de gelişmiş batı ülkelerinde bu tür olaylar yaşansa, bırakın o davayı ciddiye almayı, adama resmen şeyleri ile gülerler…

Anayasa Mahkemesine Özal’ın atadığı başkanın, tek muhalif oyu 10/1 ile kefeni yırtıp, kapatılmaktan son anda kurtulduktan sonra, üstüne birde sistemin son denetim ayağı yargıyı da “hap” yapınca, öyle bir rahatladılar ki önlerine ne çıkarsa saldırmaya başladılar. Mevzi kazandıkça fütursuzlaştılar ve basılmadık kitapları, eyleme geçmedik düşünceleri bile yargılamaya kalktılar.

Oysa biraz ciddiyetleri olsa ve “üzüm yemek isteseler,” işin başından beri, ünlü MİT’çi Mehmet Eymür denilen, Orada duruyordu ve hormonlu liboşlar zafer çığlıkları atarken,  bizim yazmaktan ve söylemekten dilimizde tüy bitmişti.

Milli Eğitimi “intihalci” ve “şeriat devleti özlemlisi” bir bakana teslim ettiler ve böylece eğitim 4x3’le tamamen yörüngesinden çıktı. Daha şimdiden, yan yana durmaları asla olası olmayan dini dogmalarla bilimsel eğitim çatışmaya girdi ve bu yüzden felsefe öğretmenleri hakkında soruşturma açmaya başladılar. Milli Eğitimin ardından, YÖK’ün ve ÖSYM’nin de başına, hem “intihalci, hem “ŞİFRECİ” Proflar.! Atadılar.

TÜİK yapılan siyasi atamalarla, sipariş üzerine ve tamamen sanal rakamlar üretir oldu. TÜBİTAK’a bilim adamları yerine imamlar dolduruldu ve “sahte imzalara gerçek teşhisi” konulurken, EVRİM TEORİSİ tartışmaya açıldı.

Adli Tıp ise “F. tipi doktorların” eline geçince; “kurşunla ölümler normal,” çocuk tacizleri ise “psikolojileri bozulmamış” raporları ile doğal sayılır oldu. Artık devlet Adli Tıp vasıtası ile sapıkları ve katilleri kollar hale geldi.

Medyaya gelince; Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in yaptıklarını aratmayacak operasyonlarla tek tipleştirilirken, muhalif köşe yazarları, medya patronları tehdit edilerek işten attırıldı.

Şimdi ekranlarda yalnızca yandaş liboşlar ve “Fener çakması, kanal 7 çıkması” “ucube …lar” var. Şimdi ABD projeksiyonlu ekonomik ve siyasal işgalin son rötuşları hazırlanıyor: SİVİL ANAYASA.! Ve “ülkemize özgü başkanlık sistemi” Yuh artık daha neler.

Yargısı külliyen siyasallaşmış, “Ali Dibo ve kalpazan” emrine girmiş bir ülkede, siz hangi “anayasadan” bahsediyorsunuz.? Bu ülkenin DKÖ ve muhalefet partileri, önce yargıyı siyasi vesayetten kurtaralım, özerk ve sendikalı kılalım, Anayasaymış, başkanlık sistemiymiş sonra konuşuruz demiyor.

Kim ki emperyalizm ve işbirlikçileri ile aynı masaya oturup, şahsi çıkarları adına pazarlıklar yapıyorsa, alenen insanlık suçu işliyor demektir. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar,” aynen daha önce “yetmez ama evet” olayında olduğu gibi.

Bu ülkenin ve ezilen halkların kaderi ile bir kez daha oynamayın ve uyarmadı demeyin. Benden söylemesi; Bu kez sizi ne tarih affeder, ne de ezilen halklar…

Ceyhun Tokgöz

Neden öldünüz yoldaşlar.?

Tam da size bu kadar çok ihtiyaç duyulurken.!

 

@#ÖkkeşBölükbaşı ©#MedyaGünebakış

Ökkeş Bölükbaşı, İstanbul –Şubat.2021 - okkesb61@gmail.com, http://www.medyagunebakis.com/ - okkesb@turkfreezone.com,

Diğer Haberler

  • DARBE KİMDEN GELİRSE GELSİN KARŞIYIZ..
  • TRABZONLULAR BİRLEŞİNİZ
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI…
  • KUL VE MAHLÛKAT HAKKI..
  • ADAM OLMAK–OLAMAMAK VE GAZETECİLİK
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI..
  • DERNEKLER KANUNUNA MUHALEFET
  • TrabzonSporKlübü

    Nasa

    Kentim_İstanbul

    Doga_İcin_Sanat

    ABD_USA

    Department_State

    TelerehberCom

    Google_Blog

    Kemencemin_Sesi

    Kafkas_Music

    Horon_Hause

    Vakıf_Ay

    Dogal Hayatı_Koruma

    Seffaflık_Dernegi

    Telerehber

    Sosyal_Medya

    E-Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti

    BACK TO TOP